Eğitim HaberleriSon Dakika Gelişmeleri

AKP ve MHP okul güvenliğini reddetti! Milyonlar etkileniyor

Mecliste 60 bin okul için verilen okul güvenliği teklifi reddedildi. Peki 15 milyon öğrenci ve öğretmenlerin güvenliği ne olacak?

Yurt genelindeki okulların güvenlik sorunu artık Meclis gündemine taşınmış olsa da iktidar partisi bu talebi kaale almadı. Muhalefet partisi CHP’nin uzun süredir gündemde tuttuğu okul güvenliği meselesi, bir kez daha çözümsüz kalmaya mahkûm edildi. İktidar ortakları AKP ve MHP, verilen kanun teklifinin gündeme alınmasını reddederek konuyu defalarca kapı dışarı etti. Güvenlik açığı yaşayan milyonlarca öğrenci ve öğretmenin geleceği ise hâlâ belirsizliğini koruyor. Söz konusu teklif, okul güvenliğini sağlamak için kapsamlı ve somut adımlar atılmasını öngörüyordu. Ancak bu kapsamlı çözüm önerisi, iktidar partilerinin oylarıyla bir kez daha Meclis salonunda geri çevrildi. Okul güvenliği tartışmaları ülke gündeminde önemli bir yer tutmaya devam ederken siyasi engeller bir türlü aşılamıyor.

CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, yurt genelindeki okulların yaşadığı güvenlik ve temizlik sorununu çözmek amacıyla kapsamlı bir kanun teklifi hazırladı. Teklif, 1 Ekim 2025 tarihinde Meclis’e sunuldu ve Milli Eğitim Komisyonu’nda beklemeye alındı. Özçağdaş, uzun süre komisyonda bekleyen teklifini doğrudan Genel Kurul gündemine taşıyarak oylanmasını talep etti. Bu hamle, okul güvenliği meselesinin bir an önce çözüme kavuşturulması için atılmış kararlı bir adım olarak değerlendirildi. Milletvekili, teklifin muhatabı olan iktidar partilerine de doğrudan çağrıda bulundu. Ancak AKP ve MHP’nin tutumu hiç değişmedi, teklif bir kez daha gündeme alınmadı. Bu durum, muhalefet partileri ve eğitim camiasında derin bir hayal kırıklığı yarattı.

Teklif Neyi Öngörüyordu?

Kanun teklifinin içeriği incelendiğinde, okul güvenliği ve temizlik alanlarında son derece kapsamlı bir çözüm paketi sunulduğu görülüyor. Teklif, yurt genelindeki okullara 65 bin güvenlik görevlisi ile 100 bin hizmetli alınmasını öngörüyordu. Bu kadrolar, okulların hem güvenliğini sağlamak hem de temizlik sorunlarını gidermek amacıyla oluşturulacaktı. Söz konusu personelin göreve başlamasıyla birlikte okullardaki en temel eksikliklerden 2’si birden giderilmiş olacaktı. Teklifin kapsamının yalnızca güvenlik görevlilerini değil, aynı zamanda temizlik ve hizmet personelini de kapsaması, önerisini son derece dikkat çekici kılıyordu. Eğitim uzmanları bu planın uygulamaya konulması hâlinde okullardaki fiziksel ortamın köklü biçimde iyileşeceğini vurguladı. Ancak iktidar partilerinin olumsuz tutumu, bu umut verici projenin hayata geçirilmesinin önünde en büyük engel olmaya devam etti.

Yurt genelinde yaklaşık 60 bin okul bulunuyor ve bu okullarda 15 milyon öğrenci eğitim görüyor. Aynı okullarda 1 milyondan fazla öğretmen de çalışmakta olup her biri benzer güvenlik açıklarıyla her gün yüz yüze geliyor. Güvenlik görevlisi olmayan bir okul ortamında öğretmenin hem eğitim hem de koruma görevini üstlenmesi bekleniyor. Bu durum, öğretmenler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor ve eğitim kalitesini de doğrudan olumsuz etkiliyor. Temizlik personeli eksikliği de öğrencilerin sağlıklı bir ortamda eğitim görmesini tehdit eden bir başka önemli sorun olarak öne çıkıyor. Özellikle büyükşehirlerdeki kalabalık okullarda bu eksiklik çok daha belirgin biçimde hissediliyor. Yıllardır çözüm bekleyen bu sorunlar için sunulan teklif, yalnızca siyasi engele takıldı.

AKP ve MHP’nin Tutumu

AKP ve MHP, okul güvenliği için hazırlanan bu teklifi kabul etmekte ısrarcı olmadı. İktidar ortakları, teklifin gündeme alınmasına dahi izin vermeyerek konuyu adeta görmezden geldi. Meclis’te yapılan oylamada iktidar partilerinin tutumu belirleyici oldu ve teklif reddedildi. Bu ret kararı, eğitim camiasının yanı sıra pek çok velide de derin bir öfke ve hayal kırıklığı yarattı. Muhalefet partileri ise söz konusu kararın sorumluluğunu doğrudan iktidara yükledi. CHP cephesinden gelen açıklamalarda iktidar partilerinin bu tutumuna sert bir dille tepki gösterildi. Milyonlarca çocuğun güvenliğini konu alan bir teklife verilen ret yanıtı, toplumun geniş kesimlerinde büyük yankı uyandırdı.

Teklifin sahibi Suat Özçağdaş, yaşanan gelişmeleri değerlendirirken son derece sert bir çıkış yaptı. Özçağdaş, öğretmenlerin ve çocukların güvenliğinin sağlanamadığını açıkça ifade etti. İktidar partisini bu ülkenin çocuklarına sahip çıkmamakla suçlayan Özçağdaş, Genel Kurul kürsüsünden güçlü bir mesaj verdi. Milletvekili, okulların güvenlik ile temizlik olmak üzere 2 kritik açmazda sıkıştığını vurguladı. Özçağdaş’ın bu çıkışı, sosyal medyada da büyük ilgi gördü ve kısa sürede geniş kitlelere yayıldı. Eğitim alanında uzun yıllardır çalışan pek çok isim de milletvekilinin tespitlerini kamuoyuyla paylaştığını belirtti. Okul güvenliği meselesi, bu açıklamalarla birlikte siyasi gündemin en üst sıralarına yeniden oturdu.

Millî Eğitim Bakanı Ne Demişti?

Okul güvenliği tartışmaları sürerken Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in daha önce yaptığı açıklama dikkat çekici biçimde yeniden gündeme geldi. Bakan Tekin, okullarda eğitilmiş kişilerden oluşan bir güvenlik kadrosu ihdas edilmesi gerektiğini bizzat dile getirmişti. Bu açıklama, hükümetin okul güvenliği konusunda farkındalık sahibi olduğunu ortaya koyuyordu. Ancak aynı hükümetin iktidar ortakları, Meclis’te bu doğrultudaki teklife olumsuz oy kullandı. Bakan Tekin’in söylemi ile iktidar partilerinin Meclis’teki tutumu arasındaki derin çelişki, muhalefet tarafından sert biçimde eleştirildi. Özçağdaş da bu çelişkiyi vurgulayarak güvenlik alanında görev yapmış kişilere pedagoji eğitimi verilerek okulların güvenliğinin artırılması zorunluluğunu hatırlattı. Bakanlığın söylemi ile iktidarın uygulaması arasındaki bu uçurum, kamuoyunda ciddi bir soru işareti bıraktı.

Güvenlik uzmanları, okullardaki bu açığın yalnızca anlık olayların değil, uzun vadeli yapısal sorunların da tetikleyicisi olduğunu vurguluyor. Uzmanların ortak kanaatine göre eğitim kurumlarındaki fiziksel güvenlik, öğrencilerin hem bedensel hem de psikolojik sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur. Güvenlik personeli bulunmayan okullarda öğrencilerin okul içindeki hareketliliği denetlenemiyor, bu da olası tehlikelere karşı önlem alınmasını güçleştiriyor. Söz konusu boşluk, zaman zaman hem öğrenci hem de öğretmen güvenliğini tehdit eden ciddi olaylara zemin hazırlıyor. Uzmanlar, okul güvenliğinin bir lüks değil temel bir hak olduğunu ve bu konudaki gecikmenin bedelinin ağır olabileceğini ısrarla dile getiriyor. Söz konusu uyarılar, güvenlik kadrosu alımını öngören kanun teklifinin ne kadar yerinde ve acil bir öneri olduğunu gözler önüne serdi. Bu gerçek, teklifin reddedilmesini kamuoyu nezdinde daha da anlaşılmaz hâle getirdi.

Eğitim Camiasının Tepkisi

Kanun teklifinin reddedilmesi, eğitim sendikaları ve öğretmen derneklerinden de sert tepki aldı. Pek çok eğitimci, bu kararın öğretmenleri hem eğitici hem de güvenlik görevlisi rolüne mahkûm ettiğini ifade etti. Öğretmenlerin ders saatleri dışında güvenlik sorumluluğu üstlenmesinin son derece haksız ve sürdürülemez bir durum olduğu eğitim camiasının ortak kanaatini oluşturuyor. Ayrıca güvenlik personeli olmayan okullarda meydana gelen olayların kayıt altına alınmasının da zaman zaman güçleştiği bildirildi. Aileler ise çocuklarının okul güvenliğine ilişkin kaygılarını dile getirirken ciddi bir çaresizlik yaşadıklarını belirtti. Velilerin büyük çoğunluğu, bu kararın okula duyulan güveni sarstığını ve güvenlik kaygısını artırdığını vurguladı. Eğitim camiasının birleşik sesi, iktidar partilerinin Meclis’teki tutumunu kesinlikle yanlış buluyor.

Okul temizliği meselesi de en az güvenlik sorunu kadar acil bir sorun olarak öne çıkıyor. 60 bin okulda temizlik hizmetinin yetersiz kaldığı, özellikle taşra illerindeki küçük okullarda bu sorunun çok daha derin hissedildiği aktarılıyor. Temizlik personeli eksikliği, öğrencilerin sağlıklı bir ortamda eğitim görmesini ciddi biçimde engelliyor. Özellikle kış aylarında grip ve solunum yolu enfeksiyonlarının okullarda yayılmasının bu temizlik açığıyla doğrudan bağlantılı olduğu uzmanlarca sıkça dile getiriliyor. Teklif, tam da bu sorunu gidermek amacıyla 100 bin hizmetli kadrosu oluşturulmasını öngörüyordu. Bu sayı, ihtiyaç duyulan minimum temizlik personelini karşılamak için titizlikle hesaplanmıştı. Konunun bu boyutu da teklifin reddedilmesiyle birlikte yeniden su yüzüne çıktı.

Okul Güvenliğine 3 Kritik Çözüm Önerisi

Eğitim uzmanları ve güvenlik analistleri, okullardaki bu ikili soruna kalıcı çözüm üretmek için bir dizi öneri üzerinde durdu. Her şeyden önce, okullara atanacak güvenlik personelinin yalnızca kapı beklemekle değil, kriz yönetimi ve ilk yardım konularında da eğitimli olması gerektiği vurgulandı. İkinci kritik öneride temizlik hizmetinin dışarıdan alım yoluyla değil, kadrolu personel istihdam edilerek karşılanması gerektiği özellikle altı çizildi. Üçüncü ve son öneride ise okul güvenliğine ayrılan bütçenin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla izlenmesi talep edildi. Uzmanlar, bu 3 somut adımın hayata geçirilmesinin okullardaki güvenlik açığını büyük ölçüde kapatacağını öngörüyor. Söz konusu öneriler, reddedilen teklifin ruhuna son derece uygun düşüyor. Kamuoyunda bu adımlar için baskı giderek artmaya devam ediyor.

Okul güvenliği meselesi, yalnızca öğrenci ve öğretmen güvenliğini değil, aynı zamanda eğitim kalitesini de doğrudan etkiliyor. Güvenli bir okul ortamı, öğrencilerin derse katılımını ve akademik başarısını olumlu yönde belirleyen temel bir etkendir. Uluslararası eğitim araştırmaları, güvenli okul ortamlarında öğrencilerin çok daha başarılı sonuçlar elde ettiğini tutarlı biçimde ortaya koyuyor. Bu bağlamda okul güvenliğinin yalnızca bir emniyet değil, aynı zamanda bir eğitim kalitesi tartışması olarak ele alınması gerektiği giderek daha net anlaşılıyor. Pek çok gelişmiş ülkede okul güvenliği kadrosu yasal bir zorunluluk olarak düzenlenmiş durumda. Reddedilen teklifin bu uluslararası standardı yakalamaya yönelik önemli bir adım olduğu eğitim uzmanlarınca da kabul görüyor. Bu tablo, teklifin reddedilmesini kamuoyu gözünde daha da anlaşılmaz hâle getiriyor.

Okul güvenliği tartışmaları, Meclis gündeminden kolay kolay düşmeyecek ve kamuoyunda uzun süre canlılığını koruyacak gibi görünüyor. CHP’nin bu konudaki mücadelesi kararlı biçimde sürüyor. Suat Özçağdaş’ın tutumu, benzer tekliflerin ileride de yeniden gündeme getirileceğinin güçlü sinyalini veriyor. İktidar partilerinin ise konuyu daha uzun süre görmezden gelmekte güçlük çekeceği değerlendiriliyor. 15 milyon öğrenci ile 1 milyonun üzerinde öğretmen, güvenli bir okul ortamı için bu sürecin sonucunu sabırsızlıkla bekliyor. Konunun siyasi değil, öncelikle insani bir mesele olduğu her fırsatta hatırlatılıyor. Okul güvenliği, sıradan bir tartışma konusu değil; milyonlarca ailenin her sabah okul kapısında içten hissettiği derin bir kaygının ta kendisidir.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın